© 2017-2018 by bind-U

  • Facebook Basic Black
  • LinkedIn Basic Black
  • Twitter Basic Black
0 (212) 912 46 38

Antipattern

February 8, 2018

İlk olarak pattern kavramı Christopher Alexander tarafından şehir ve bina planlama alanında kullanılmıştır. Sonrasında aralarında Kent Beck ve Ward Cunningham’ın bulunduğu ustalar tarafından software dünyasına adapte edilmiş ve yaygınlaşmaya başlamıştır.

 

Yazılım dünyasında patternlerin ortaya çıkması ile birlikte, bunların düzgün kullanılmaması ile sorunlar da ortaya çıkmaya başladı. Böylece neredeyse aynı zaman dilimlerinde “Antipattern” kavramından da söz edilmeye başlanmıştır.  İlk kez bu kavram Michael Akroyd tarafından, “AntiPatterns: Vaccinations against Object Misuse” ismi ile 1996 yılında bir Object World West konferansında sunulmuştur.

 

Bu kavram zamanla iş süreçleri ve analizi, proje yönetimi gibi farklı alanlarda kullanılmaya başlamıştır.

 

Çözdüğünden daha fazla probleme yol açan, yanlış geliştirilmiş çözümlere “antipattern” denmektedir. Temel nedeninin bilgi/tecrübe eksikliği ve insan davranışlarının olduğu bu çözümler, zamanla daha çok hataya neden olup projenin başarısızlığı ile sonuçlanır.  Bazen de antipatternler çok iyi sonuçlar çıkaracak bir çözümün yanlış kullanımından da ortaya çıkmaktadır. Burada en büyük tehlike davranışın ya da çözümün doğru olduğunun düşünülmesi ve sorun çıkma ihtimalinin göz ardı edilmesidir.

 

 

 

 

İnsan davranışları yeni antipatternlerin oluşmasına ve mevcutların da iyileştirilememesine neden olan en büyük etmendir. Bu nedenle genelde bahsedilmeyen ancak çok önemli olan bu antipattern tipi insan davranışlarını listelemenin doğru olduğunu düşünüyorum:

 

 

Acelecilik:  Çeviklik ya da hızlı olmaktan farklı olarak, projelerin bütçelerinden dolayı, gerçekleşmeyecek zaman hedeflerinin verilmesi sonrasında ortaya çıkan antipatternlerin nedenini oluşturur. Böylece kaliteye bakılmaksızın bir çok noktada ödün verilmeye başlanır, bu da “waste” oluşmuna neden olur.

 

Ilgisizlik: Hiçbir konu hakkında çözüm bulmaya çalışmama ve önemsememedir. Şikayetler belirtilmektedir, ancak iyileştirilecek herhangi bir noktaya, sürece veya işe efor harcanmaması anlamına gelmektedir.

 

Dar bakış açısı: İşi kolaylaştırması beklenen çözümlerin denenmemesi veya bütünüyle öğrenilmemesi, reddedilmemesidir. Bu da iyileştirme noktalarının bilinse bile üzerine düşülmemesi, öğrenilmemesi ve uygulanamaması anlamına gelmektedir.

 

Tembellik: Kolay çözüm bulabilmek adına eksik çözümlerin üretilmesidir. Ancak zamanla bu yapılar antipaternlerin oluşmasına olanak verebilir.

 

Açgözlülük: Uç noktaları çok fazla düşünerek, işi karmaşıklaştıracak şekilde çözüm önermek zaman kayıplarına yol açabilir.

 

Cehalet/ bir haber olma: Bazı insanlar değişime tamamen kapalıdır, ve kendi güvenli dünyalarında çok mutludurlar, bu nedenle değişimden kaçınma, haberi yokmuş/anlamıyormuş gibi davranma, statükoyu koruma gibi içgüdüleri vardır. Bu tip kişilerin olduğu ortamlarda iyileştirmeler çoğunlukla çok yavaş olur ya da hiç olmayabilir.

 

Ego: Cehalet’in alt dalı olarak söylenebilir. Ego temelinde statükoyu koruma ve kendini önemli gösterme iç güdüsü ile ortaya çıkmaktadır.  Bu da zamanla herkesin cepheleşmesi ve yapıcı/üretici ortamın kaybolması anlamına gelmektedir.

 

Gurur: Hali hazırda var olan iyi pratiklerin, yapıların, frameworklerin, metodların kullanılmayıp, tamamen yenilerinin üretilmesine uğraşılmasıdır. Bu da işlerin yavaşlamasına neden olur.

 

Aynı zamanda tüm üretilen antipatternleri görmek ve üretilmesine katkıda bulunmayı isterseniz Portland Pattern Deposunu ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

 


 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

What's important

Kurum içi girişimcilik, challenge-U MeetUp

April 5, 2018

1/4
Please reload

Latest Posts

February 26, 2018

February 8, 2018

January 26, 2018

Please reload

Archive
Please reload

Follow us
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square